KARASU AVCILAR,ATICILAR VE BALIKÇILAR SPOR KULÜBÜ

Ana Sayfa
Av Resimlerimiz
Yurdumuzda Av Hayvanları
Av Köpekleri
=> Av Köpeklerinin Eğitimi
=> Aportçu Köpekler
=> Fermacı Av Köpekleri
=> Kovucu İz Takipçi Köpekler
Balık Avı
İlk Yardım
Sıkça Sorulan Sorular
Av Yemekleri
İletişim
Ziyaretçi defteri
Sayaç
Malzeme Listesi
Yaban Domuzlarında Yaş Tespiti
Av Bayilerimiz
Avcılık Eğitimi Kurs Resimleri
Tahnit
Trap ve Tek Kurşun Atışları
Av Tüfeği Nasıl Temizlenir
Ruhsatsız Av Tüfekleri
FİŞEK
ATIŞ ETKİNLİĞİMİZ
Kuran-ı Kerim de AV
BALİSTİK
DERNEK OLAĞAN GENEL KURULU
2017 YENİ YÖNETİM VE DENETİM KURULU ÜYELERİMİZ
AV HABERLERİ

KARASU AVCILAR,ATICILAR VE BALIKÇILAR SPOR KULÜBÜ





Önce  köpeğini doyur, sonra kendini; Kendi kendini doyuran köpek artık senin değil kendinin olur... Karasu Avcıları 



AV KÖPEKLERİ IRKLARI

AV KÖPEKLERİ

İnsanlar ile köpekler arasında görülen dostluk, tarihte görülen en eski ve en uzun süreli dostluklardan biridir. Hayatın pek çok alanında köpekler insanlara eşlik etmiş ve hayatı insanlarla paylaşmıştır. Bu dostluğun başlangıcının, bütün köpeklerin atası olduğu kabul edilen kurtlar ile olduğu kanısı yaygındır.

İnsanlar ve kurtların toplumsal örgütlenme biçimlerinin birbirine benzerliği bilinmektedir. İlkel insan yerleşimleri çevresine yaklaşan ve oradaki besin artıklarını bulan kurtların insana yaklaşması “önce liderler beslenir, daha sonra sürü” içgüdüsüyle başlamış, bu içgüdü kurdu, insanın liderliğini kısa sürede kabul etmeye ve avlanma esnasında onu takip etmeye, avdan sonra da köyün yakınına dönmeye yöneltmiştir.

Kurt sürülerinin bu davranışlarını gözlemleyen insanın, onlardan bazılarını benimsediklerini ve yakınlık gösterip ava götürdüklerini ve yardımlarından yararlandıklarını söylemek zor olmasa gerekir.

Köpek, insanın yüzyıllar boyunca evcilleştirdiği pek çok hayvanın ilki, ehlileşmiş bir kurttur. Her iki hayvanın da temel karakteristikleri aynıdır. Hoşnutluklarını kuyruk sallayarak, korkularını, kuyruklarını bacaklarının arasına sıkıştırarak, kızgınlıklarını ise dişlerini gösterip hırlayarak gösterirler. Egemenlik alanlarını kokularıyla belirlerler, gebelik ve doğum süreçleri aynı olduğu gibi aynı hastalık ve parazitleri taşırlar.

Köpeğin fiziksel varoluşu ve daha önemlisi toplumsal işlevi hakkında belirli bilgilere sahip olmak için insanın, onun görünüşünü resmettiği ya da onu kendi dünyasına kabul ettiği zamana kadar beklemek gereklidir. İlk köpek resmi M.Ö 4500 yıllarında görüldü. Resimdeki köpek bir avcıya yardım eylemi içerisindeydi. Bu köpek, tabiidir ki günümüz köpeklerinin estetik çizgilerinden farklı bir görüntüye sahiptir. Firavunlar dönemi Mısır sanatı günümüz cinslerine benzeyen iki köpeğe ait görüntüyü resmetmiştir. Bunlardan biri tazı, diğeri ise kısa boylu eğri bacaklı, günümüzün Teckel (Dachshund) türünün benzeridir. Sonraları, ticari hareketlilik sayesinde muhtemelen Fenikeliler tarafından doğudan getirilen çoban köpekleri ve diğerleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Cins kavramını önce atlar için geliştirmiş olan Araplar, daha sonra köpekler için de cins kavramını geliştirmiş ve ilk olarak “soylu” anlamına gelen Saluki ismini bir tür Arap tazısına vermişlerdir. Çeşitli din ve toplumlar, köpekler hakkında farklı yaklaşımlarda bulunmuşlar, örneğin Mısır’da ölen köpekler için mezarlar yapılırken Persler’de köpek öldürmek suç sayılmıştır. İbrani'ler köpeğe özel bir


yakınlık göstermemiş,Tevrat’ta köpek aşağılık bir yaratık olarak yer almıştır. Çin de ise köpek eti değerli bir besin olarak günümüzde dahi mönülerde yer almaktadır.

AVCILIK VE AV KÖPEKLERİ


Bilinen tarih içerisinde nerede avcılık varsa orada köpekler varolmuş ve insan, sürekli olarak türleri geliştirme, yeni cinsler üretme, onları eğitme ve onlara uygun besin maddeleri sağlama eğilimi göstermiştir.


Klasik dönemden önce Grekler, Mısır tazılarının ve Pers molossuslarının yanı sıra kurt köpeklerine de sahip olmuşlardır. Grek filozofu ve zoolog Aristoteles, çeşitli köpek cinslerinin listesini çıkarmış ve onlara geldikleri ülkelerin isimlerini vermiştir. Bu sayede M.Ö.300 yılında Sirenika, Hint, Mısır ve Epirüs’den gelen köpeklerin varolduğunu biliyoruz.
Av köpekleri Roma’da büyük saygı görmüş, Latin şair Ovid iyi cins köpeklerin nasıl üretileceğine dair belirgin yöntemler önermiştir. Bir köpeğin nasıl eğitileceğine dair ilk tavsiyeler ise yazar M.T Varro’ya aittir. Özellikle çiğ yemek artıklarıyla beslenen köpeklerin canlılar için ileride saldırgan ve tehlikeli olacağını düşünmüştür. Bütün bunlardan hareketle, iki bin yıl kadar önce insanlar arasında köpeklere yönelik bir ilgi hatta sevgi olduğu sonucuna varmak mümkündür.

Roma İmparatorluğu’nun çöküş yıllarında, köpek terk edildi ve nihayet Ortaçağ, köpekler için, avlanma sayesinde yeni bir kurtuluş dönemi oldu. Şiddetli açlık dönemlerinde yiyecek temini için zengin yoksul herkes avlanmaya başladı. Savaştan gelen tecrübe ve aletlerle, tuzak ve ağlarla silahlanıldı. Bu esnada, geniş orman ve bataklıkların üstesinden gelebilen köpeklerin avdaki vazgeçilmez yardımına muhtaç olundu. Gene bu dönemde av köpekleri ile ilgili, ilk kez gerçek anlamda bir uzmanlaşma başladı. St.Hubert Manastırı’nın keşişleri bloodhound isimli tazıyı üretirken, pointer ve setter gibi bazı av köpekleri avı araştıracak şekilde yönlendirildiler. Koku duyusu gelişmiş tazılar geyik avında, greyhound tipi köpekler iz sürmede kullanıldılar. Kunduz köpeği denilen küçük yapılı köpekler tilki ve tavşan inlerine girecek şekilde eğitildiler.
Marco Polo öykülerinde, büyük tatar hanının beş bin köpekle ava çıktığı anlatılırken, Avrupa’da zengin feodal lordların bin civarında tazı ile sürek avları tertipledikleri bilinmektedir. AV TÜRÜNE GÖRE TERCİH EDİLEN KÖPEK CİNSLERİ

Tarihsel süreç içerisinde köpeklerin, yapısal özellikleri ve yetenekleri dikkate alınmak suretiyle, farklı avlanma biçimlerine uygun olacak şekilde seçilmelerine ve


eğitilmelerine başlanıldığı bilinmektedir.

Günümüz avcılığının en temel unsurlarından biri olan av köpeklerinden , yapılacak avın türüne en uygun olanların seçilmesi, “et temini” amacını tarihin derinliklerinde bırakarak bir tutku, bir zevk haline dönüşen avcılık sporuna gönül verenler için, bu zevkin doruğa ulaşmasındaki en önemli vasıtalardan biridir.

Dünyadaki gelişim göz önüne alındığında ülkemiz avcılığı için çağdaşlaşma adına maalesef çok olumlu şeyler söylemek imkanı azdır. Aynı görüntü, avın türüne göre av köpeği seçimi konusunda da, üzülerek söyleyelim ki aynen mevcuttur. Bilinçli bir köpek seçimi ile ava giden avcıların dışında, kopoy ile keklik avına giden avcılarımızın da varoluşu, konunun önemini gözler önüne sermektedir.

Burada amaç birilerini yermek değil, yapılan yanlışları belirterek açık bir bilincin oluşmasına katkıda bulunmaktır.Bu çerçevede halen dünyada ve ülkemizde yaygın olarak sürdürülen avlanma usulleri ve bu usullere uygun olarak geliştirilmiş köpek türlerinden bahsedilecektir.

Avlanma usulleri
1- Kovucu – iz takipçi köpekler ve tazılarla yapılan av,için tıklayınız
2- Fermacı köpeklerle yapılan av, için tıklayınız
3- Aportçu köpeklerle yapılan av, için tıklayınız
 

şeklinde üç grup altında tasnif etmek, sanırım yeterli olacaktır.


Bu tasnife göre, ülkemizde belli kurallara uygun olarak avlanan av hayvanları ve bu amaçla kullanılabilecek köpek türleri sırası ile ele alındığında ;

Ülkemizde uzunca bir süreden beri geyik, karaca, ayı, ceylan gibi yaban hayvanlarının avı yasaktır. Bu nedenle kovucu köpeklerle ancak belli şartlar altında domuz, tilki ve tavşan avı yapılabilmektedir. Diğer bir kısım hayvanların (dağkeçisi v.b.) avlanabilmesinin çok özel bazı şartlara bağlı olduğu, domuz için gece yapılan bek avı da köpek gerektirmediği için konumuzun dışındadır. Genellikle sürek avı şeklinde düzenlenen domuz avcılığında ve tavşan avında yaygın olarak kullanılan ve kopoy olarak isimlendirilen köpek türlerinden, halen pek çok ülkede kullanılan ve önemli görülenleri ve belirgin özellikleri şöyle sıralanabilir.

AVIMIZA VE ÇEVREMİZE SAHİP ÇIKALIM. Karasu Avcıları






























Bugün 8 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
KARASU AVCILAR,ATICILAR VE BALIKÇILAR SPOR KULÜBÜ